26 Temmuz 2012 Perşembe

Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü 2012-2013 Önkayıt Başvuru Rehberi

DTCF
Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümü, 2012-2013 Akademik Yılında yetenek sınavıyla 25 öğrenci alacak. Bu yetenek sınavına girmek isteyen adayların içinse ön kayıtlar başladı. 16 Temmuzda alınmaya başlayan ön kayıt başvuruları 31 Temmuz'a kadar sürecek. Bu yazıda ön kayıt yaptırmayı düşünen adaylara neler yapmaları gerektiği hakkında kısa bilgiler vereceğiz.

Öncelikle, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümü, 3 Anabilim dalından oluşuyor ve adaylar istedikleri anabilim dalının veya dallarının sınavına girebiliyoralar. Bu anabilim dalları: Oyunculuk, Tiyatro Tarihi ve Teorisi, Dramatik Yazarlık. Her bir anabilim dalına başvurabilmek için, YGS'den en az 220 ham puan almış olmak gerekiyor. Oyunculuk Anasanat dalına başvurabilmek içinse 1986 veya sonrası doğumlu olmak gerekiyor.

Şu adreste, DTCF adaylardan istediği belgelerin neler olduğunu bir süre önce duyurmuştu. Buna göre ön kayıt yaptırmak isteyen adayların, Ortaöğretim başarı puanını da gösteren YGS belgelerini, 5 adet vesikalık resimlerini ve başvuracakları dalın veya dalların başvuru formlarını vermeleri gerekiyor. Listede belirtilmeyen bir belge daha var, bu da nüfus cüzdanı örneği. Ön kayıt için gittiğinizde sizden 1 adet de nüfus cüzdanı örneği  istenecek.

DTCF'de sahnelenen bir oyun

Başvurular Ankara üniversitesi DTCF'de yapılıyor. DTCF hemen Sıhhıye Köprüsünün yanında, Ankara Adliyesinin karşısında. Metro, dolmuş ve otobüsle ulaşım son derece kolay. DTCF'nin içindeyse başvurular Döner Sermaye Bürosunda kabul ediliyor. Hemen girişte sol tarafta kalan öğrenci işlerine yerini sormanız yeterli olacaktır.

DTCF yine yukarıda belirttiğimiz adreste sınav tarihlerini de açıklamıştı ve buna bağlı olarak Tiyatro Tarihi ve Teorisi ile Dramatik Yazarlık anabilim dallarının ilk sınavları çakışmaktaydı. Fakat başvurudan öğrendiğim kadarıyla, isteyen adaylar bu iki bölüm için başvuru formu doldurabilecekler, talebe göre de sınav saatlerinin değişme ihtimali olacakmış. Fakat yine de siz ne olur ne olmaz, ilk girmeyi istediğiniz yeri formlarda belirtmeyi unutmayın, sınav saatlerinin değişmeme ihtimaline karşı.

Belgelerimizi görevliye teslim ettikten sonra orada sınav girişiyle ilgili bir form daha dolduruluyor ve görevli size o formu sekreterliğe onaylatmanız için veriyor. Bu arada Oyunculuk Anasanat dalına başvuracak adaylar, fakültenin belirlediği Tirad'ları oradan alabiliyor. Belgemizi onaylatacağımız sekreterlik hemen Döner Sermaye Bürosunun çaprazında. Onaylattığımız belge bizde kalıyor ve ön kayıtımız tamamlanmış oluyor.

Başvurmadan önce Şu adrese tıklayıp detaylıca yönergeleri okumak, sınav tarihlerine bakmak ve formları indirmekte vayda var: http://www.dtcf.ankara.edu.tr/haber.php?goster=haber&haber=95

Herkese başarılar!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Ankara Bahçelievler Bar Rehberi

Tunus Caddesi Bar Rehberi yazısına gelen olumlu eleştirilerden sonra, bir de Ankara'nın en işlek yerlerinden birisi olan Bahçelievler'deki barlara bakmakta fayda var. Bahçelievler, Tunalı Hilmi Caddesinden, Park Caddesinden, Arjantin-Filistin Caddelerinden farklı bir konseptte çıkıyor karşımıza. Tunalı ve diğer yerler gece dışarı çıkmak için çok uygun yerler fakat Bahçelievler daha çok yemek yemek, yürüyüş yapmak gibi aktiviteler için tercih ediliyor. Buna rağmen güzel barlara-publara-restorantlara ev sahipliği yapıyor. Bahçelievler'deki Barlara bakacak olursak:

1- Havelka:

Havelka
Havelka, Bahçelievler 7. Cadde'de bulunan pek çok kişinin, sokaktaki turuncu Lamborghini sayesinde tanıdığı Pampero'nun yerine açılan bir mekan. İşletmecilerin ilk mekanı değil burası. Önceki şubeleri İstanbul'da açılan Havelka, ilk Ankara şubesini Bahçelievler 7. cadde üzerine açmayı tercih etmiş. Mekana dair söyleyebileceğim ilk özellik, dekorasyonunun başarılı olması. Özellikle iç dekorasyon güzel, ilgililerinin görebileceği çok sayıda eski afiş var. Film afişlerinden oyun afişlerine geniş bir yelpazeye yayılmış durumda bu afişler. Havelka'nın girişteki oturma yerleri, bahçesi ve iç taraftaki oturma yerleriyle müşterilere hizmet veriyor. Burada iç dekorasyon ne kadar başarılıysa, iç oturma yerleri o kadar başarısız, sıkışık. Fırsatınız varsa muhakkak dışarıya oturun, zira bahçesi çok güzel.

Havelka nargile-içki kombinasyonunu sağlayan ender mekanlardan birisi. Fakat fiyatlar normal fiyatların çok üzerinde. Bu durum biraz sıkıntılı. Yemekler şaşırtıcı derecede güzel, galiba Bahçelievler Bar/Publarının ortak özelliklerinden birisi bu. Hizmet konusunda sıkıntı var, özellikle dışarıda değil içeride oturuyorsanız birinin sizinle ilgilenmesi zaman alabiliyor ;fakat çalışanlar güler yüzlü. Genel olarak burayı boş görmek mümkün değil zira pek çok şeyi bir arada karşılıyor. Sadece içmek için değil yemek için de tercih edilebilir. Ayrıca haftasonları sunulan kahvaltısının da hakkını yememek lazım. Sınırsız çayla beraber iyi bir kombinasyon oluşturuyorlar. Son olarak belirtmekte fayda var, müzikler güzel ve insanların sohbetini etkileyecek düzeyde değil.

2- Bla Bla Fun Pub - Adrenal:

Adrenal
Bla Bla Fun Pub ve Adrenal yan yana bulunan ve diğer yerlere nazaran oldukça küçük sayılabilecek 2 mekan. Bahçelievler 7. Caddede bulunan Burger Kingin olduğu 69. sokağın hemen ortasında yer alıyorlar. İki mekanı aynı başlığa alma sebebim aslında mekanların karakter olarak birbirlerine çok yakın özellikler göstermeleri. 

Öncelikle her ikisi de öyle süper dekorasyonlara sahip yerler değil. İkisi de oldukça standart yapıya sahipler. İçki fiyatları oldukça uygun, patlamış mısır kuru yemiş ikramları cömert fakat yemek menüleri zayıf. Buralar yemek yemek için pek seçilecek yerler değil. Fakat bunlar değil bu iki mekanın da özelliği. Her iki mekanı da diğerlerinden ön plana çıkaran husus canlı müzik. İnsanlar düşünebilir her yerde canlı müzik var diye fakat söylemek gerekir ki bu mekanlardaki canlı müzik oldukça başarılı. Ayrıca Adrenal'de belli bir saate kadar nargile bulmak da mümkün. Şahsi düşüncem, müzik kalitesiyle, mekan kalitesiyle Adrenal'in bir adım önde olduğu yönünde, fakat Bla Bla Fun Pub'ın oldukça ferah oturma düzeni karşısında Adrenal'in daha dar oturma düzenini belirtmek de gerekiyor.

3- Brothers Cafe Bar:

Brothers
Tek bir konsepti olmayan yerleri sevmiyorum. Bir yere gittiğiniz zaman orasının size vereceği şey belli olmalıdır. Dans etmek istiyorsanız başka yere, sohbet etmek istiyorsanız başka yere gitmelisinizdir. Fakat bazı mekanlar vardır ki, aynı gün içerisinde farklı 'hizmetler'le karşısına çıkar müşterilerin. İşte Brothers Cafe Bar bunlardan birisi. 

Borthers Cafe Bar hemen 7. cadde üzerinde, 7 kapı'nın orada. Altında meşhur Ab'bas Waffle var. Mekanla ilgili ilk sıkıntı girişte karşınıza çıkıyor. Küçücük bir alana konulmuş 2-3 masa Brothers'ın tek bahçe oturma yerleri. Oldukça az. Mekana girdiğiniz zaman, gittiğiniz saate bağlı olarak ya çok sakin bir yerle karşılaşacaksınız ya da oldukça gürültülü. Hafta içi öğleden sonra gidiyorsanız sakin ve tenha. Akşama doğru canlı müzik başlıyor. Belirtmeliyim ki canlı müzik başarılı. haftasonları ise akşamları çok kalabalık ve gürültülü bir ortam var Brothersta. Yer bulmak zor. Bahçelide bu kadar dolan başka bir yer var mıdır bilmiyorum, zira hem içerisi hem de terası doluyor. Teras demişken, yaz günleri burada oturmak çok güzel. Manzarası 7 Kapı manzaralı, canınız rakı isteyebilir. 

İçki fiyatları normal, ama asıl olay ikramlarda. Kuru yemiş, patlamış mısır gibi standart ikramların yanında meyve, havuç gibi ikramlarla da karşılaşabiliyorsunuz. Yemekleri çok başarılı. Fiyatlarının uygunluğu bir yana porsiyonların büyüklüğü göz dolduruyor. Garsonlar ise oldukça ilgili fakat bazen yavaş kalabiliyorlar. Brothers gitmeden önce düşünmeniz gereken bir yer. Zira sakin bir şekilde oturup arkadaşlarınızla sohbet etmek isterken, kendinizi gürültülü bir müziğin ortasında ve dans eden insanların arasında bulabilirsiniz.

4- Marco Pascha:

Marcho Pascha
Marco Pascha belki de Ankara'daki en ilginç yerlerden birisi. İşletmeden çok başına gelenler konuşuldu, pek çok dedikodusu yapıldı. Özellikle geçen yıl mekanın tamamınında çıkan yangın nedeniyle çeşitli söylentiler dolaştı. Tüm bunlardan bağımsız olarak da Marco Pascha çok fazla gidilen ve dikkat çekilen bir yer.
Bahçesinden başlayacak olursak, Ankara'da herhalde başka bir mekanın daha bu kadar büyük bir açık hava oturma alanı yoktur. Marco Pascha 7. Caddenin üzerinde, şaşırtacak büyüklükte açık alan oturma alanıyla dikkatleri çekiyor öncelikle. Bunun yanı sıra Marco Pascha'nın çok katlı yapısı maksimum kapasitesini oldukça arttırıyor. Fakat belirtmekte fayda var, bahçe ve yukarıdaki açık alan dışında kalan ara katlar çok dar, insanın içini bunaltıyor.
Mekanda nargile ve alkol birlikte bulunuyor bu artı bir nokta. Yemek ve içki menüleri ise oldukça geniş. Ayrıca belirtmeliyim ki yemekleri başarılı. Fakat. Burası için büyük fakatlar var. Öncelikle her şey çok pahalı. Gerçek manada diğer mekanların 2 katına yakın fiyatlar var desek yalan olmaz. Çok daha kaliteli yerlerde kadeh şarap fiyatı 15 lira olurken bile burada 17 lira olması anlamsız. Yemekler, içecekler, nargile. Kısacası her şey pahalı.
Marco Pascha ile ilgili sıkıntılar bununla bitmiyor. Servis çok yavaş. En ufak bir siparişi bile dakikalarca bekleyebilirsiniz. Dahası çalışanların tutumu hoş değil. İlgisiz, bunalmış tavırlar, belli süre oturduktan sonra yeni sipariş vermeniz için uyarı yapmalar. Bunlar ne yazık ki mekanı oldukça itici hale getiriyor. Son olarak belirtmeden geçemeyeceğim, o kadar büyük ve o kadar çok yer var ki mekan içerisinde, adeta bir kaos yaşanıyor, bütünlük yok.

5- Academie:

Academie
Academie bu listenin alternatif mekanlarından aslında. Yani bilindik yerlerden sıkılanlar için bir mola yeri gibi. 7. Caddenin sonunda hemen Hobby Cafe'nin yanında yer alıyor ve dışarıdan bakınca daha ilk dakikada mekana dair güzel izlenimlerde bulunuyorsunuz. Bunların başında dekorasyonun başarısı ve mekanın sıcak yapısı geliyor. Sade dekorasyonun başarısı sizi içine çekiyor. Özellikle sokağa bakan bahçe çok ilgi çekici. Fakat mekanın dış oturma kapasitesi oldukça sınırlı, oturma yerleri çok dar. Bu biraz olumsuz bir etki yaratıyor.

Mekanda alkolle birlikte nargile sunumu var. Yemekleri başarılı, içki çeşitliliği ise güzel. Menüler ise oldukça farklı tasarlanmış, hemen kendisine çekiyor müşterileri. Fiyatlar da gayet normal. Müşteriler bu tarz yerlerde pek görmediğimiz kutu oyunlarını dilerlerse isteyip oynayabiliyorlar. Bununla beraber garsonlar da oldukça nazik, servis güzel. Açık hava'da sigara içilmeyen bir bölüm var ki herhalde bu tarz yerlerde alışık olmadığımız bir görüntü. Sigara içmeyenler için çok güzel düşünülmüş. 


6- The Bigos:

The Bigos
Geldik listenin yıldızına. Ankara'da herhalde konsept olan mekanlar listesine tepeden girebilecek bir yer The Bigos. Eşi benzeri yok. Bigos'un yaratıcıları aynı zamanda Kıtır'ın yaratıcıları. Yani işini bilen insanların projesi The Bigos. İsmim seçimi ilginç, zira Bigos ismi haşlanmış lahana ve etten yapılan bir yemekten geliyor, fakat menüde bu yemek yok.

The Bigos'u diğer yerlerden ayıran özellik, kendini duyurmaya, müşteri kazanmaya, paket servisle başlamış olmasıydı. Adeta Ankara'ya yeni bir soluk getirdi. Daha sonra ise insanlar 7. cadde sonunda bulunan bu mekanın da güzelliğini fark ettiler. Şaşırtıcı bir derecede Bigos bir restorant değil bir bar/pub'dı, bu da güzel yemekleri güzel ambiyansıyla tutunmasını sağladı. Aslında mekanın başarısı sloganından daha kendini belli ediyor: :Great friends! Good food!"


Yemekler tek kelimeyle muhteşem! Hamburger menüsü oldukça geniş ve lezzetli. Tavuk menüleri, balık menüleri, meksika yemekleri. Anlatmakla bitmez. Her gittiğinizde farklı bir lezzet tatmak gerekiyor buradan çünkü hepsi birbirinden lezzetli. Yemek sunumları orjinal, kutu kola yok, cam şişede geliyor. Mekan Ankara'daki büyük eksikliği fark etmiş olmalı ki müşteri kitlesine sadece içip sohbet edecekleri bir yer değil güzel yemek yiyecekleri bir yer de sunuyor.


Mekanın içki menüsü de oldukça geniş ve güzel. İç dekorasyon farklı ve şaşırtıcı. Ambiyans, yemekler, içki her şeyi tamamlıyor ve çok güzel bir konsept yaratıyor. Fakat mekana dair bazı sıkıntılı noktalar da mevcut. Öncelikle dışarıdaki oturma kapasitesi çok az. Bu kadar rağbet gören bir mekanın kaldıramayacağı kadar az. Kapasitenin azlığı yanı sıra oturma yerleri de oldukça sıkışık. Ayrıca içeride de az sayıda oturma yeri, yer bulamama ihtimalinizi arttırıyor. Garsonlar ne yazık ki kötü. İyi hizmet sunmuyorlar. Yaptıkları işi mırıldanarak yapıyorlar. Tüm bunların yanında bu kadar güzel ve rağbet gören bir yer saat 01.00 gibi kapanıyor. Akıl alacak gibi değil. Bahçelievler mekanlarının ortak özelliği bu galiba.


Son bir not, paket servisin kalitesi ne yazık ki çok düştü. Eski günlerini aratıyor. Özellikle artık yoğun talebi karşılayamadıklarından büyük ihtimal, paket servisle alabileceğiniz yiyecek çeşitliği oldukça azalmış durumda.


7- Last Stop:


Last Stop
"This Towns Last Stop" mottosuyla yolan çıkan Last Stop, 03.00'a kadar açığız yazısıyla hemen dikkatleri çekiyor. Çayyolu Park Caddesinde de bir şubesi bulunan bu yerin işletmecileri güzel bir fikirle yola çıkmışlar.

Last Stop, iki adet dış oturma bahçesine sahip. Birisi sokağa bakan tarafta birisi ise yan tarafta yer alıyor. Sokağa bakan yerde yerler kısıtlı ve dar. Burada yer bulmak özellikle haftasonları mümkün olmuyor. İçeride veya yan bahçe olarak nitelendirebileceğimiz yerde ise yer bulmak zor olmuyor. Kış aylarında dışarıya konulan ısıtıcılar sayesinde üşümüyorsunuz.


Bu yerin en güzel özelliği, içki fiyatları ucuz ve geniş bir yemek yelpazesi var. Yemekler oldukça başarılı. Ayrıca özel içki yemek menüleri de müşterilere oldukça uygun seçenekler sunuyor. Mekanın tasarımı vasat, garsonlar oldukça ilgili ve servis güzel. Ayrıca belirtilmeli ki yapılacak Foursquare check-inlerine çeşitli hediyeler vaad etmeleriyle, mekan işletmecileri, sosyal medyayı iyi bir şekilde kullanıyor. Bu mekanda oturuyorsanız bu tarz fırsatları takip etmekte fayda var.


8- Beer Garden Pub&Bistro:


Beer Garden
Beer Garden, 7. caddenin gürültülü havasından uzak, 3. caddede yer alıyor. Sokağa bakan oturma yerleri, kışın kapalı olan fakat yazılan arka bahçesiyle oldukça geniş bir dış oturma kapasitesine sahip. Özellikle Arka Bahçe'nin ambiyansı güzel. Çok olmasa da yeşillikler var. Zaten isimini bu bahçeden aldığı hiç şüphesiz. Avrupa Kupaları ve Lig maçlarında arka bahçedeki projeksiyondan maç yayını yapılıyor. Bu zamanlarda arka bahçenin oldukça kalabalık olduğunu belirtmekte fayda var. Bahçelerde yer olmadığında ise içeri oturma şansınız var. Özellikle üst katlarda, gruplar halinde rezervasyon yapılabilecek büyük odalar var. Burada sizin ekibinizden başka birisi olmuyor. Çeşitli toplantılar veya doğum günü organizasyonları için bu anlamda idela.

Beer Garden, Bahçelievlerin kemikleşmiş mekanlarından birisi. Bir standartı hala sürdürüyorlar. Dekorasyon, ambiyans normal seviyede. Büyük bir özellik arz etmiyor. Duvarlarda çeşitli ülkelere ait bira altlıkları görmek mümknün. İlgilileri için hoş detaylar. Menü oldukça zengin. Pek çok yemek ve pek çok içki çeşidi var. Özellikle patates kızartmaları ve sandiviçleri oldukça başarılı, fiyatları ise çok uygun. İçki çeşitliliğinden bahsetmişken, Ankarada Abshinte satılan az sayıdaki yerlerden birisi. Ayrıca birahi ve biraver seçenekleri de artık pek çok mekanın elitleşmek adına terk etmeye başladığı bir sistemken Beer Garden'da hala devam ediyor.


Garsonlar tek kelimeyle harika! Size çok ilgili davranıyorlar ve yardımcı oluyorlar. Servis çok başarılı, herhangi bir sıkıntı yok. Bahçelievlerdeki diğer mekanlar gibi erken kapanması, Kış aylarında dış bahçenin kapanması mekanın en önemli eksiklikleri.


9- Limanlı Bahçe:


Limanlı Bahçe
Limanlı Bahçe de Beer Garden gibi 7. caddenin karmaşasından uzak, 3.  caddede yer alıyor. Eski On Sinemasının altında konumlanan Limanlı Bahçe'nin oldukça geniş bir dış oturma kapasitesi var. Zaten gelenlerin de genelde tercihi içeride oturmak yerine dışarıda oturmak oluyor. Belirtmekte fayda var, Acedemie gibi burada da açık havada sigara içilmesine izin verilmeyen bir bölüm var. Dışarıdaki oturma yerleri çok rahat, bunu da belirtmek lazım.

Limanlı Bahçe, Ankara'da çeşitli zamanlar ilginç kampanyalar sunan bir yer olarak dikkat çekiyor. Örneğin bazı zamanlar uyguladığı shot kampanyaları, ikinci içki indirim kampanyaları gibi. Bu mekan için önemli bir artı. Mekanın yemek menüsü oldukça zengin ve yemekler şahane. Yukarıda bahsetmiştim, Bahçelievler Pub/Barlarının ortak bir özelliği artık bu. İçki menüsü de ortalamanın üzerinde. Fakat en önemlisi fiyatlar çok uygun.


Limanlı Bahçe'de haftanın her günü canlı müzik yayını bulmak mümkün. Bunun yanı sıra Beer Garden gibi maç yayınları burada da yapılıyor. Çalışanlar oldukça nazik, hizmet iyi. Ne yazık ki burası da diğer Bahçelievler mekanları gibi erken kapatanlardan.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Tuğrul Tülek Röportajı

Tuğrul Tülek 2006 yılında Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümünden mezun oldu. Başta DOT'da olmak üzere pek çok tiyatro oyununda sahneye çıktı, televizyon dizilerinde ve filmlerde oyunculuk yaptı. Kendisi ile internet üzerinden bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine verdiği yanıtlar için tekrar teşekkür ediyorum.

Tuğrul Tülek
Artaud'un Defteri: Oyunculuğa Nasıl Başladınız?
Tuğrul Tülek: Aslında her zaman yapmak istediğim meslekti oyunculuk. Özellikle de tiyatro alanında icra etmek istediğim bir meslekti. İngilizce Bölümü’nde okurken okulun tiyatro grubundaydım, sonra Bursa’da bir oyunculuk workshopuna katılmıştım,  orada devlet tiyatrosu sanatçısı Özer Tunca’da gözlemci olarak vardı. Oradan aklına yazmış beni.Bir sene sonra sahneleyeceği oyunda bana bir rol teklif etti ve her şey böyle başladı. Ardından konservatuvar, Polonya deneyimi  derken bugünlere geldik.

Artaud’un Defteri: DOT Sürecinden bahseder misiniz? DOT’un anlattıkları hayatımızın neresinde duruyor?
Tuğrul Tülek: Okul, askerlik vs. bitince ne yapmam gerektiğini, nereden başlamam gerektiğini tam bilemiyordum. O arada gazetede DOT un oyuncu seçmeleriyle ilgili bir haber okudum ancak 30 yaş altında erkek oyuncular arıyorlardı, ben de 30 yaşımı daha yeni bitirmiştim ve bunun bir işaret olduğunu düşünüp katılmamaya karar verdim ama sonra içim rahat etmedi, CV’imde yaşımı biraz küçültüp seçmelere katıldım J , olumlu bir cevap alınca da çok mutlu oldum tabi. Böylece Kürklü Merkür ekibine dahil oldum, o zamandan beri de DOT ta oyuncu, çevirmen  ve yönetmen olarak çalışmaya devam ediyorum. Bu yıl altıncı sezonum olacak. DOT’un anlatmayı seçtiği hikayeler aslında çok da yabancısı olduğumuz hikayeler değil. Metropol insanının dertlerini, paranoyalarını, yaşadığımız dünyanın çelişkilerini, insanlığın geldiği noktayı, belli duyarlığa sahip bir güruhun ortak sıkıntılarını anlatan hikayeler bunlar. Yani sahnede izlediğimiz hikayelerin her gün gazetede okuduklarımızdan yahut haberlerde izlediklerimizden pek farkı yok. Hatta gerçek hayattaki vahşet dozu maalesef o kadar arttı ki, artık bizim oyunlarımız dahi o kadar sert değil.

Malafa
Artaud’un Defteri: In Yer-Face, DOT’u anlatan bir kavram mı? Yoksa Yan bir kavram mı?
Tuğrul TülekIn-Yer-Face DOT için bir başlangıç noktası ama artık dünyada olduğu gibi DOT ta da sıkça başvurulan ve hala takip edilen bir tarz değil. Yani o oyunların, o metinlerin üstüne çok fazla oyunlar yazıldı, In-Yer-Face yazarlar kulvar değiştirip daha deneysel, farklı tarzlarda oyunlar yazdılar/ yazıyorlar. Dolayısıyla her zaman yeniyi, çağdaşı temsil eden DOT da In-Yer-Face ile olan bağlarını farklı tarzlarla genişletti. Örneğin “Süpernova” Devised Theatre diye adlandırılan tarzda  bir oyun. Farklı disiplinleri harmanlayan yapısıyla alışılagelmiş DOT oyunlarından çok farklı bir yerde duruyor ve dansın, müziğin, sporun, metnin, ışığın birleştiği bir tasarım-oyuna dönüşüyor.

Artaud’un Defteri: DOT’un yaptığı işleri çok takdir ediyorum. Cesur ve yenilikçi. Hem metinler özgün hem sahneleme. Sizce DOT tiyatrolar arasında yeni bir akım başlattı mı? 5 yıl öncesine kadar bilinmeyen bir akım şu an çok popüler Türkiye’de.
Tuğrul TülekBöyle bir etkiden elbette bahsedebiliriz. DOT tan sonra onun tarzını benimseyen, ya da onun geldiği noktadan cesaret alıp kurulan pek çok grup çıktı ortaya. Zamanla hepsi de kendi tarzını oturttu. Böyle ekipler kurulmaya, aramıza katılmaya devam ediyor ki bu hareketlilik çok sevindirici.

Kürklü Merkür
Artaud’un Defteri: Kürklü Merkür. Galiba DOT nezninde ilk oyununuz. İzleyemedim fakat okudum. Çarpıcı bir metin.  Nasıl bir deneyimdi?
Tuğrul TülekEvet DOT daki ilk oyunumdu. Müthiş bir deneyimdi elbette. Hem o zamana kadar okuduğum, oynadığım hiçbir oyuna benzemiyordu hem de çok riskli bir işti bence. Ama tabi risk almadan başarının yakalanması pek de mümkün olmuyor. O yüzden iyi ki o riski almışız ve hala hatırlanan, akıllarda kalan bir oyun çıkarmışız ortaya. Her zaman çok özel hatırlayacağım bir oyun Kürklü Merkür.

Artaud’un Defteri: Malafa. İzleyebildiğim ender DOT oyunlarından. Diğer oyunlardan farklı, romandan uyarlama. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Oyunun roman uyarlaması olması oyuna hazırlanırken sizleri ne ölçüde etkiledi?
Tuğrul TülekHakan Günday romanı oyuna uyarlarken orijinal metine sadık kalmadığı pek çok yer vardı, dolayısıyla bundan cesaret alarak biz de oyunu romandan bağımsız düşündük, bu elbette işimizi daha kolaylaştırdı.

Malafa
Artaud’un Defteri: Hakan Gündayla (ki kendisi bence çağdaş Türk yazarları arasında çok önemli bir yere sahiptir) çalışma fırsatı buldunuz mu?
Tuğrul TülekHakan Günday’la ilgili düşüncelerinize aynen katılıyorum, Malafa sürecinde kendisiyle tanışma ve birlikte çalışma şansımız oldu ve o zamandan beri de hem ekip olarak hem bireysel olarak dostluğumuz aynen devam ediyor. Hakan Günday zekasını kalemine yansıtan ender yeteneklerden biri, hem bir okur, hem bir oyuncu hem de herhangi bir kişi olarak onunla tanışmış olmak gerçekten büyük bir şans.

Artaud’un Defteri: Oyundaki enerjiniz muazzam. Oyuna kattığınız canlılık. Bu ne kadar yönetmen yönlendirmesi ne kadar sizin takdiriniz?
Tuğrul TülekDediğim gibi 2006 yılından beri DOT dayım ve yer aldığım oyunların hepsini Murat Daltaban yönetti. Bu kadar sık ve çok birlikte çalışınca her iki taraf da birbirlerinin enerjilerini çok iyi biliyor, ne demek istediklerini bazen konuşmaya gerek kalmadan anlıyor. Bu Malafa da da böyle oldu, Shopping and F**ing de de, Süpernovada da… Dolayısıyla sahnede gördüğünüz her şey karşılıklı yaratılan enerjiyle ortaya çıkan bir durum.

Süpernova
Artaud’un Defteri: Süpernova (Beautiful Burnout). 1 yıl boyunca uzaktan takip ettim bu oyunun haberlerini. Boks çalışmaları nasıl bir deneyimdi?
Tuğrul TülekOyunculuk çok basit, sıradan, herkesin yapabileceği bir meslekmiş gibi görülür nedense ama tiyatro oyunculuğu gerçekten müthiş disiplin gerektiren, hayatınızı hep kontrol altında tutmak zorunda olduğunuz, sürekli çalışmayı ve kendinizi yenilemeyi gerektiren bir meslek. Yani durursanız ölürsünüz. Boks çalışmaları, boksla tanışmak ekip olarak hepimizin hayatında yepyeni bir soluk getirdi. Aslında oyunculukla çok fazla ortak yönü olduğunu gördük. Müthiş bir konsantrasyon gerektiren, beden koordinasyonuna dayalı, zekaya sonuna kadar ihtiyaç duyduğun, hem çok yumuşak hem çok sert bir spor boks. Tıpkı oyunculuk gibi.

Artaud’un Defteri: Öksüzler. İlk yönetmenlik deneyiminiz mi? Nelere dikkat ettiniz?, In Yer-Face ne kadar etken oldu reji çalışmalarında?
Tuğrul TülekÖksüzler ilk yönetmenlik deneyimimdi. Dennis Kelly’nin çok güzel yazdığı, anlattığı bir hikaye vardı elimde, ben rejinin bu hikayeyi boğması taraftarı değildim hiçbir zaman çünkü seyircinin kendini hikayeye kaptırmasını, kendini o karakterlerin yerine koymasını, kısacası empati kurmasını çok istemiştim. Bu sebeple olabildiğince sakin, hikaye demlendikçe ilişkileri ve durumu daha da ortaya çıkaran bir tarzda sergilemek istedim oyunu. Tabi bunda o üç karakteri de müthiş bir şekilde oynayan İbrahim Selim, Gizem Erdem ve Yusuf Akgün’ün de payı çok büyük.

Artaud’un Defteri: DOT neden turneye çıkmıyor? Mesela bir Ankaralı olarak söyleyebilirim ki buradaki izleyici olarak bu tarz oyunlara açız.
Tuğrul TülekOyunlarımız mekanlarıyla belli bir bağı olan oyunlar, yani aynı şartlarda başka bir mekan olmadığı sürece atmosferinden çok şey kaybedebiliyor. O yüzden biz de turneye çıkıp oyunların dilinden taviz vermektense seyircilerimizi kendi salonlarımızda ağırlamayı tercih ediyoruz.

Shopping and F**ing
Artaud’un Defteri: Biraz genel bir tiyatro sorusu olsun. Sizce bir tiyatrocu hem büyük sahnelerde hem DOT gibi alternatif sahnelerde mi oynamalı, yoksa zaten DOT’un tadını almış bir oyuncu dahasını istemez mi?
Tuğrul Tülek:Böyle bir kural yok elbette. Herkes istediği sahnede, istediği oyunda oynar. Biz bu işin eğitimini aldık dolayısıyla küçük sahnelerde de, büyük sahnelerde de oynarız. Yeter ki proje, oyun, hikaye içimize sinsin.

Artaud’un Defteri: Son olarak kişisel beğenilerinizi merak ediyorum. Mesela en sevdiğiniz kitap, film, müzik türü gibi. Dizi takip eder misiniz?
Tuğrul TülekEn sevdiğim kitap Zadie Smith-İnci Gibi Dişler. Birden fazla okuduğum ilk kitap ve her okuyuşumda da ayrı bir haz vermiştir bana. Film dünyası derin bir dünya, o kadar iyi filmler çekiliyor ki her an favorilerim değişebiliyor. Mesela Ashgar Farhadi’nin Bir Ayrılık filmi tesirini uzun süre üzerimde taşıdığım bir film oldu. Wong Kar Wai’nin Aşk zamanı da bir diğer sevdiğim filmdir. Müzik deseniz o da öyle çok kalabalık bir dünya ve ben de iyi bir müzik takipçisiyim. Björk, My Brightest Diamond, KT Tunstall, I Am Kloot, Adele, Rufus Wainwright, Metronomy gibi kimi popüler kimi daha alternatif isimleri dinlemeyi severim.

Artaud’un Defteri: Tekrar teşekkürler.
Tuğrul Tülek: Ben Teşekkür ederim.

20 Temmuz 2012 Cuma

Ankara Starbucks Rehberi

Bu rehber aslında biraz daha farklı. Zira incelenecek yerler aynı. Ürünler standart. Bir fast foodcu veya restorant franchise'ı olmadığı için aynı ürünün değişik şubelerde farklılık gösterme olasılığı neredeyse çok az. Olmuyor mu? Tabi ki oluyor. Burada ürün kalitesinden daha çok, farklı Ankara'daki farklı Starbuckslara göz atarak, hangisinin hangi amaçla kullanılabileceğine, hangi zamanlarda hangisine gidebileceğimize göz atacağız. Dediğimiz gibi 3 aşağı 5 yukarı hepsinde tadlar standart, fakat hizmet ve mekanlar farklılık gösteriyor.
Not: Bir sıralama yoktur.

1) Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi Starbucks:

Bilkent Üniversitesi İktisat Fakültesi Starbucks
Liste boyunca değinilecek diğer Starbucks şubelerinden oldukça farklı bir yerde. Bu da garipsenmemeli zaten. Zira bir yerin bulunduğu mekan alış veriş merkezindeyse veya işlek sokaktaysa, çekeceği müşteri, çalışanların müşterilere yaklaşımı, o yerin bir üniversite içinde olmasından farklı olacaktır. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesinde bulunan Starbucks da tam olarak o noktada. Gelenler, müşteriler belli, bu nedenle çalışanların tutumu belli.

Belirtmekte fayda var, burası diğer Starbucks'lar gibi bir binaya sahip değil. Bir üniversite kafetaryasından farkı yok bulunduğu konum itibariyle. Fakültenin içerisine girdiğiniz zaman sizi karşılıyor bu Starbucks. Alışıldık tabelası, mutfağı, rahat koltuklarıyla. Öğrenciler genellikle ders çalışmak için burayı tercih ediyorlar. Sadece iç kısımda değil üst katlarda hatta bina dışında da Starbucks'a ait koltuklar mevcut.

Diğer Starbuckslara göre bu yerin en önemli farkı, çalışanlarla öğrenciler ve öğretim üyelerinin artık iç içe olmaları. Çalışanlar bu yüzden herkese çok iyi davranıyor, çok yardımcı oluyor. Karşılıklı olarak güzel bir ilişki söz konusu. Buradaki tek sıkıntılı nokta temizlik ve yüksek ses. Malesef masalarda, yerlerde boş bardak sayıları oldukça fazla. Alışıldık Starbucks yapısından farklı bir yerde olması, gün içinde sadece müşterilerin değil yüzlerce öğrencinin de içinden geçmesi nedeniyle belki de tam randımanlı bir temizlik sağlanamıyor. Özellikle yoğun olmayan günler yukarıda bahsettiğim sıkıntı yok, fakat okul günleri maalesef bu sıkıntı yaşanıyor. Ses konusu da biraz sıkıntılı, yoğun insan sirkülasyonu nedeniyle veya toplu ders çalışan öğrenciler sebebiyle rahat bir sohbet imkanı yok. Fakat tüm bunlara rağmen ambiyansı güzel.

Ayrıca, Starbucksların özelliğidir, belli zamanlar müşterilerine ikram yaparlar, daha doğrusu müşterinin aldığı üründen ücret almazlar. Şu ana kadar bu durum en fazla Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesindeki Starbucksda karşıma çıktı. Tesadüf mü bilmiyorum fakat, burası çalışanların da tutumuyla bir Starbucks'dan çok okul kafeteryası gibi olmuş durumda. Tabi Starbucks kalitesiyle.

2) Bilkent Center Starbucks:

Bilkent Center Starbucks
Bilkentte bulunan bütün Starbuckslar biraz garip olacak galiba. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi Starbucks'ın alıştığımız, bildiğimiz tarzda bir Starbucks'dan çok kafetarya gibi olduğunu belirtmiştik. Bilkent Center Starbucks ise, Bilkent Center'da bulunan Marks & Spencer ile yan yana konumlanmış durumda. Bunun neresi garip demeyin. Bu Starbucks'a Bilkent Center'dan gelmek istiyorsanız, mecburi bir Marks & Spencer yolculuğu sizi bekliyor. İçeriden ayrı bir kapısı yok buranın.

Haftanın her günü dolu olan, hafta içleri özellikle Bilkent Üniversitesi öğrencilerini, hafta sonları ise dinlenmeye çıkmış aileleri arıyan bu Starbucksla ilgili söylenebilecek pek fazla olumsuz özellik yok. Çalışanlar son derece iyi niyetli, yardımcı, mekan dekorasyonu standart Starbucks, tuvaletler her daim temiz, insanların hem çalışabilecekleri, hem kafa dinleyebilecekleri hem de arkadaşlarıyla sohbet edebilecekleri bir ortam var. Dışarıda oturma kapasitesi biraz düşük ve sıkışık olsa da, Starbucks'ın en başarılı şubelerinden birisi burası.

3) Bilkent Park Sitesi Starbucks:

Bilkent Park Sitesi Starbucks
Herhalde İstanbul Bebek Starbucks ve Londra'da New Globe Walkta bulunan Starbucks'tan sonra en güzel atmosfere sahip Starbuckstır bu yer. Yeri gelmişken belirtelim, Bebek Starbucks malumunuz zaten, denize 0 konumu, dalga sesleri, deniz kokusu eşliğinde harika bir ambiyans! New Globe Walk'taki Starbucks ise, meşhur Shakespeare's Globe Tiyatrosunun karşısında bulunuyor. Bu nedenle kendisinden dolayı değil, çevresinden dolayı ambiyansı muazzam! Belirtmeden geçemeyeceğim, Londra'daki bu güzide Starbucks'ın yanında bir Türk Pidecisi mevcut. Pideci deyip geçmeyelim, oraların en meşhur yerlerindenmiş kendisi. 

Konuyu dağıtmadan, Bilkent Park Sitesi Starbucks'a dönecek olursak, bu Starbucks dışında, bu kadar yeşillikli alan içinde kalan bir başka Starbucks şubesi daha var mıdır bilmiyorum. Apartmanlar arasında, adeta bir doğa mucizesi! Dışarıdan birini alsanız gözlerini kapatıp buraya getirseniz, etrafı incelemeye başladığında şaşırır. Bu kadar bina içerisinde böyle yeşil bir alan nasıl olur diye. Bu noktada biraz Papazın Bağını andırmıyor değil. Bahçenin güzelliği kadar genişliği de önemli nokta. Çok insan otursun, çok müşterimiz olsun diye düşünüp insanları sıkıştırmaktansa rahat oturmalarını istemiş buranın işletmecilerini.

Ayrıca sadece dışarısı değil, içerisi de oldukça ferah ve güzel. Soğuk zamanlarda ya da dışarısının oturmak için fazla sıcak olduğu zamanlarda mekanın içinde oturmak da güzel bir tercih olabilir. Bir de bu güzel amybiyansı tamamlayan şömine burasının kalitesini zaten belli ediyor. Bir Starbucks'da şömine görmek çok alışıldık bir durum değil. Çalışanlar ve hizmet standart, olumsuz bir özellik yok. Okuyabileceğiniz yayın sayısı da diğer Starbuckslara oranla daha fazla gibi.  Şu hususu da belirtmekte fayda var, burası toplantı, ders çalışma gibi konular için diğer Starbuckslara oranla çok daha elverişli, zira iç tasarımında sadece rahat koltuklar değil, çalışma masası olarak kullanılabilecek pek çok masa da bulunuyor.

Son olarak bu Starbucksla ilgili söylenebilecek en olumsuz özellik şu ki bu Starbucks bir site içerisinde yer alıyor ve arabanızla içeri girmek isterseniz kapıya kimliğinizi bırakmanızı bekliyorlar. Kimi zaman güvenlik görevlileri keyfi olarak sizi siteye almamazlık edebiliyorlar. Böyle durumlarda arabanızı başka yere park ettikten sonra yürüyerek Starbucksa girmeniz. Sitenin hemen girişinde bulunduğu için buna da seslerini çıkaramıyorlar.

4) Bahçelievler Starbucks (7. Cadde - 3. Cadde):

Bahçelievler 7. Cadde Starbucks
Bahçelievler, birisi 7. Caddede (Aşkabat Caddesi) birisi ise 3. caddede olmak üzere 2 tane Starbucks'a ev sahipliği yapıyor. 7. Cadde şubesiyle ilgili konuşacak olursak, zaten 7. caddenin harika çekici bir yapısı var. Starbucks da biraz bu caddenin güzelliğinin ekmeğini yiyor ve güzel dış mekanı ile göz dolduruyor. Yanlız dikkat, 7. cadde şubesi her ne kadar çok güzel bir yerde konumlanmış olsa da, dışarıdaki oturma yerleri çok sıkışık. Bir anda kendinizi tanımadığınız insanlarla yan yana otururken bulmanız olası. İçerideki oturma düzeni ise oldukça kısıtlı ve sanki dışarıda yer boşalmasını bekleyen insanlar ayakta kalmasınlar gibi tasarlanmış.  Zira ilk geldiğiniz anda dışarıda yer bulmanız mucize gibi. Hizmet, servis, temizlik konusunda son derece başarılı bir Starbucks. Bahçelievler 7. caddenin güzelliğinin tadını çıkarmak isteyenler buraya uğramalılar. Konumu nedeniyle, bazı Starbuckslarda olan tuvaletlerin şifreli olması durumu burada da geçerli. 

3. Caddede bulunan Starbucks şubesi için Beşevler şubesi de diyebiliriz. Bahçesi ve içi, oturma düzeni, 7. caddede bulunan Starbucksa göre oldukça geniş. Ayrıca Foursquare üzerinde en çok olumlu yorum alan Starbuckslardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında, mekandaki hizmet, servis ve temizlik konularında sanki biraz sıkıntı var gibi. Yine de uzak durulacak bir yer değil.

5) Kızılay Starbucks:

Kızılay Starbucks
Atatürk bulvarı üzerinde bulunan bu Starbucks Ankara'da pek alışık olmadığımız bir şekilde 2 katlı oturma düzenine sahip. Aslında Örneğin 7. cadde Starbucks veya Tunalı Hilmi Starbucks da 2 katlı, fakat bu yerlerde alt katlar daha çok tuvaletler için kullanılıyor. Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan Starbucksda ise, oturma yerleri üst katta. Ne yazık ki belirtmek gerekiyor ki oturma düzeni pek başarılı değil ve insanlar çok dar bir yerde oturmak zorunda kalıyorlar. Bu da hem iç mekan olması hem de dar olması sebebiyle insanları bunaltabilecek bir husus. Bunları niye belirttik? Çünkü belki de bu kadar Starbucks arasında, dışarıda oturma yeri olmayan tek şube Kızılay Starbucks. (Buraya bir şerh düşmek istiyorum, eğer bu kısım hatalıysa lütfen yorumlarda belirtiniz, çünkü bazı resimlerde sanki dışarıda oturma yerleri var gözüküyor, fakat mekanın lokasyonu sebebiyle bu çok elverişsiz geliyor bana, en azından sigara içilecek bir oturma yok yeri diye düzeltiriz eğer hatalıysak da.)

Bunun yanı sıra belirtmeliyim ki, hizmet, servis oldukça gerisinde diğer şubelerin. Ve Sanki diğer şubelerde yakalanan 'tad' standartı bu şubede pek yakalanamamış. Eksik olan bir şeyler var gibi.

6) Tunalı Hilmi Caddesi Starbucks:

Tunalı Hilmi Caddesi Starbucks
Bahçelievler 7. Caddede bulunan Starbucks gibi, caddenin güzelliğinden faydalanan bir diğer Starbucks. Zaten Ankara'da insanların içinde olmaktan hoşlandıkları 2-3 cadde var. Starbucks da buralarda şube atarak doğru bir tercih yapmış. Mekana gelecek olursak, oturma yerleri dar olsa da, Ankara'da en iyi hizmetin ve servisin verildiği Starbuckslardan birisi olarak karşımıza çıkıyor. Buraya kadar her şey güzel. Fakat böyle bir Starbucks biraz da sokağa yatırım yapmalı. Zira Tunalı Hilmi Caddesi üzerinde bulunan bir yerde oturup içeri tıkılmak, özellikle yaz sıcaklarında, çok akıl karı değil.

Evet bu Starbucksda dışarıda oturmak için koltuklar mevcut. Fakat hem sayıca çok az, hem de sokak seviyesinin biraz altındalar. Biraz garip bir yerleşimi olmuş. Ayrıca dışarıda sigara içilmesi yasak. Kahve deyince insanların aklına gelen ilk şeylerden birisidir sigara. Bu nedenle böyle bir yasak mekanın en büyük eksikliklerinden.

7) Arjantin Caddesi Starbucks:

Arjantin Caddesi Starbucks
Bu yazıyı yazmaya başladıktan sonra fark ettim ki, ben Starbucks'ın dışarıda oturma kapasitesi ne kadar yüksekse orayı o kadar seviyorum. Yukarıda dediğim gibi, kahvenin vazgeçilmezidir sigara. Saatlerce oturup, kahve içip sigara içmemek mümkün mü? Hoş portakal suyu içilse bile sigara içilmeden durulamıyor. İşte Arjantin Caddesi Starbucks da bu ihtiyacı çok güzel karşılıyor. Dış oturma kapasitesi oldukça fazla. Fakat anlayamadığım bir şekilde, güneşleri engellemek için konulan şemsiyeler son derece yetersiz. Şemsiye altında olmanıza rağmen kendinizi bir an güneş gören masada bulabilirsiniz.

Servis, Lezzet gibi konulara değinmeyeceğim zira diğer Starbuckslardaki standart burada da yakalanmış. Sadece tuvaletlerinin temizliği konusunda biraz sıkıntı yaşıyor gibiler. Bunu da düzeltirlerse hem konum açısından hem de dış oturma kapasitesi açısından 4, 4'lük bir şube olacaklardır. Mekanla ilgili son bir not, özellikleri akşamları etrafındaki yerlerden fazla gürültü gelebiliyor. Onun haricinde tüm Starbuckslar arasındaki en sessiz şubelerden.

8) Panora Starbucks:
Panora Starbucks
Panora Starbucks, bir AVM bünyesinde olmasında rağmen kesinlikle bir AVM şubesi değil. Zaten ilk avantajı AVM'nin içinde değil dışında olması. Böylece AVM'ye bağlı bir şekilde değil, kendi istediği şekilde bir yerleşim göstermiş. İç kısmı vasat, oturma düzeni pek iyi değil. Daha doğrusu biraz da karanlık bir hava hakim. Zira Starbucksın içi ile dışı arasında, Starbucksa ait olan fakat orasıyla alakası yokmuş gibi duran bir oturma kısmı var.
Dışarı ise muazzam. Arjantin Caddesi Starbucks'taki gibi geniş ve ferah. İlginç kısmı Panora'ya ve bu Starbucksa yoğun ilgi olmasına rağmen dışarıda çok kolay yer bulunabilmesi. Mekanda hizmet kusursuz, fakat yavaş. Ne zaman giderseniz gidin sizi bir kuyruk karşılıyor ve siparişinize ulaşmanız biraz süre alıyor. Burada dışarıda oturacaksanız bir kişi sırada beklerken diğerinin yer tutması faydalı olacaktır.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Tunus Caddesi Bar Rehberi

Tunus Caddesi, Ankara Gece hayatının önemli noktalarından Tunalı Hilmi Caddesi ve Bestekar Sokağın alt paralelinde yer alan ve son zamanlarda açılan yeni ve güzel mekanlarıyla üzerindeki ilgi artan bir yer. Özellikle barındırdığı mekanlar dışında, üniversite servis duraklarına, pek çok iş yerine ev sahipliği yapması, bu sokağın popülaritesini arttırıyor. Bu caddenin, Bestekar Sokak veya Tunalı Hilmi Caddesi gibi bir karakteri olduğu söylemek zor. Fakat yine de Tunus caddesi günün her saatinde canlı. Tunalı Hilmi Caddesinden farklı olarak, insanların üzerinde yürüyüş yapmaktan, gezmekten eğlenecekleri bir yer değil, fakat mekanları göz dolduruyor. Tabi ki Tunus Caddesi, Tunalıdan ayrı bir yer olarak düşünülemez fakat mekanların çokluğu nedeniyle bu yazıda sadece Tunus Caddesinde bulunan barlara bir göz atacağız.

Not: Listede bir sıralama söz konusu değildir.

1) James Cook - Zodiac Pub:

James Cook iç dekorasyonuyla göz dolduruyor.
James Cook ile Zodiac Pub aynı işletmecilerin eseri. İki işletmenin yan yana açılmış olması ilginç bir politika aslında. Zodiac Pub ile James Cook farklı kitlelere hitap ederek belki de bu ilginç politikayı başarıya taşımayı amaçlamış. Zodiac Pub daha çok gençlere hitap ederken bir yerken, James Cook'un daha orta-yaş ve elit bir kesime hitap ettiğini söylemek yanlış olmaz. Zaten mekanların iç-dış dekorasyonları da bunu kanıtlar nitelikte. Zodiac'a karanlık, siyah tonlar hakim. James Cook ise daha aydınlık bir dekorasyon seçmiş. Her iki mekanda da çalınan müzikler, yine iki mekanı da farklı kitlelere hitap ettiğini kanıtlar nitelikte. İki mekanın, aynı işletmecilere sahip olması dışında bir başka ortak özelliği de, mekanlara konseptlerin hakim olması. Mekanların ismi özenle seçilmiş. İsimler mekanların dekorasyonuna da yansıtarak aslında her iki mekanın da başarısını ortaya koyuyor. James Cook ismini İngiliz bir denizci ve kaşiften alırken mekana, denizcilikle ilgili dekoratif öğeler hakim. Ayrıca belirtmek gerekiyor, James Cook'un müşteri profilini oluşturanların büyük kesimi yabancı ve büyük olasılık büyük elçilik çalışanları. Bu yüzden, yelkencilikten tenise, badmintondan bowlinge, pek çok spora ait canlı yayın bulmak mümkün. 

Zodiac ismi ise Yunancadan gelmekte. James Cook'un tersine Zodiac'ta yüksek sesli müzik hakim ve genelde müşteriler oturmak yerine bistrolarda durmayı tercih ediyorlar. Her iki mekanın da fiyatları ortalamanın biraz üzerinde, yemekleri ise standart. Örneğin James Cook'ta yapılan hamburger, hazır hamburger köftesinden yapılıyor ki, bu böyle bir mekan için şaşırtıcı derecede üzücü. Her iki mekanın da çalışanları oldukça iyi niyetli, servis hızlı. Yüksek müzik, kalabalık seviyorsanız Zodiac'ı, arkadaşlarınızla oturup yemek yerken içmek, güzel bir ortamda sohbet etmek istiyorsanız ise James Cook'u seçmek sizin için doğru tercih olacaktır. Bu arada belirtmeden geçilmemeli, Zodiac Pub neredeyse her haftasonu en az bir Behzat Ç. oyuncusuna ev sahipliği yapıyor.

2) IF Performance Hall:

IF Performance Hall
Herhalde ünü şehir dışına da çıkmış ender Ankara mekanlarından. Bir bar değil, adından da anlaşılacağı üzere gösterilerin yapıldığı, konserlerin verildiği bir yer IF. Fakat aklınızda büyük, ferah, geniş bir yer varsa şimdiden bu düşünceyi silin. IF Performance Hall muhtemelen eskiden müştemilat-depo olarak kullanılan bir alanın yeniden yapılandırılması ve dekore edilmesiyle ortaya çıkarılmış bir proje. Konserler ve etkinlikler olduğu zaman içerisinin doluluğu bunaltıcı olabiliyor. Bu mekanın en büyük handikapı. Fakat mekana karakter katan bir özellik de bu. Bu bunaltıcı ortamdan sıkılanlar, IF'ın bahçesinde soluklanma şansı bulabiliyor. Bahçe dediysek, bol yeşillikli bir alan düşünmeyin. 

Mekan her hafta konserlere ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Konserler, stand-uplar, partiler ve uzun zamandır yapılmayan tiyatro etkinlikleri. Özellikle her hafta en az 3-4 konsere rastlamak mümkün. Sadece amatör gruplar değil, ülke çapında bilinen sanatçılar da IF'ın daimi ziyaretçileri arasında. Örneğin 2 ayda bir Cem Adrian ya da Bülent Ortaçgil konserine rastlamak mümkün. İçki fiyatları standartın üzerinde, giriş ise her zaman ücretli. Giriş ücreti o günkü etkinliğe bağlı olarak değişiyor fakat giriş ücreti 1 içkiyi kapsıyor. İçeride veya başka mekanlarda, IF'e ücretsiz girilmesini sağlayan küçük kartların dağıtımı ise her zaman yapılıyor. Özellikle IF uyguladığı katı 'Dam' politikası nedeniyle eleştiriliyor. Öyle ki içeriden bir arkadaşınız gelse bile sizi kapıda bırakma ihtimali oluyor görevlilerin.

Son bir not, IF Performance Hall işletmecileri sosyal medyayı çok iyi kullanıyor. Etkinliklerini Facebook, Twitter gibi mecralardan duyururken twitter üzerinden yaptığı kampanyalarla takipçilere davetiye hediye ediyor. Ayrıca yapılacak foursquare check-in'lerinde, kişiye indirim vaad ediyorlar. Bunlar çok olumlu özellikler gerçekten.

3) Under Roof:

Under Roof
Under Roof, Tunus Caddesini kesen Kennedy Caddesinin sonunda yer alıyor. Heme yanında fenomen mekanlar Sakal ve Sekanstan çok sonra açılan bu mekan etrafındaki mekanlara göre çok daha geç saatlere kadar açık kalmasıyla, ucuz fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Aslında konsept olarak diğer türevi mekanların çok daha gerisinde olan Under Roof, saat 12 gibi kapanan komşuları Sakal ve Sekans Pubların aksine gece 03.00'e kadar açık. Yukarıda da bahsettiğim gibi fiyatlar, Tunalı standartlarına göre oldukça uygun. Ayrıca sürekli önünüze patlamış mısır ikramı gelmesi de hoş bir özellik olmuş mekan adına. Çalışanlar da oldukça iyi niyetli ve güler yüzlü. Mekanda yemek satılmasına rağmen, mekan önündeki kokoreççiden kokoreç alıp mekana getirmenize kimse ses çıkarmıyor. Hatta o kadar ki dışarıdan içki alıp getirseniz bile bir şey demiyorlar. Tabi bu çok kötü niyetli bir durum değilse ve mekanın iyi niyetini sömürmüyorsa. 

Mekanla ilgili son bir not. Isıtıcılarıyla kışın, dışarıda oturmak isteyenlerin üşümeyecekleri ender yerlerden birsi. Malum, sigara yasakları nedeniyle tiryakiler yaz- kış mekanların dışında oturmak zorunda kalıyorlar, kışın yeterince iyi olmayan ısıtma sistemleri nedeniyle pek de keyifli vakit geçiremiyorlar. Fakat Under Roof bu konuda çok iyi! Hava ne kadar soğuk olursa olsun üşümüyorsunuz.

4) Sakal - Sekans:

Sekans'tan bir görünüm.
Yan yana bulunan bu mekanlar, herhalde haftanın her günü Tunalı'da en çok doluluk oranına sahip yerler oluyordur. Mekanın insanlara hitabından çok mekanların kemikleşmiş ve sadık müşterileri bu kalabalığın birincil nedeni oluyor. Mekanlar çok güzel, özellikle alt kata inilerek çıkılan bahçeler Tunalı gibi taş binaların esir aldığı bir alanda size mola verdirtiyor, hava alabiliyorsunuz. Fiyatlar Tunalı standartlarına göre ucuz, özellikle Sekans'ın yemekleri çok başarılı. Hizmet ise biraz sıkıntılı. Sanki mekanların yerellerine yani sürekli müşterilerine daha iyi hizmet verilirken, oraya ilk kez gelenlere daha yavan bir hizmet sunuluyor. Ayrıca belirtmek gerekir ki her iki mekanda da yer bulmak oldukça zor.

Ama herhalde saat 00.00 gibi kapanan bu mekanların en önemli özelliği, mekanların önündeki artık gelenekselleşen 'içme'ler. Kennedy caddesinden geçerseniz bu kalabalığı göreceksiniz. Rahat bir şekilde, bütün bir mekanı kaplayabilecek sayıda insan, hem mekanlar açıkken hem de kapalıyken, Sakal ve Sekansın önünde, benzinlikten aldıkları içkilerini yudumluyorlar, tanıdıkları tanımadıkları insanla harika bir sohbet ortamı oluşturuyorlar. Özellikle yaz sıcağında, bir yere tıkılmak istemeyenlerin başında geliyor, Sakal-Sekans önü içmece. Ayrıca yine belirtmek gerekir ki, Sakal da Behzat Ç. oyuncularının uğrak mekanlarından birisi.

5) Retrox Pub:

Retrox Logo
Retrox, 'Tribal' isimli barın kapanmasından sonra onun yerine açılan, diğer mekanlara nazaran daha yeni bir bar. 'Tribal' ülkemizde az sayıda bulunan gay-lezbiyen barlardan birisiydi. İnsanların, eşcinselliğe bakış açısı malum olduğundan, Retrox'un müşteri kazanması uzun bir süre aldı. Muhtemelen, Tribal'in devamı olarak gördükleri Retrox'a gitmek istemedi insanlar. Retrox'un hikayesi önemli değil. Bu konular tamamen, bambaşka bir yazının konusu olur. Sadece kısa bir bilgi için yazdım. 

Mekana gelecek olursak, güzel bir konsept oluşturmuş Retrox'u kuranlar. İç tasarım harikulade. İsminde de anlaşılacağı üzere, 'Retro' motifler, dekorasyonlar hakim. İki katlı Retrox'un alt katı, daha gece klübü tarzı bir yerken, alt katın bahçesi ve üst kat güzel bir bar olarak düşünülmüş. Retrox'un en önemli özelliği, uygun fiyata çok güzel yemekler sunması. Yani burası sadece içilecek bir yerden öte, güzel yemek yiyebileceğiniz, dahası çok uygun fiyatlara yemek yiyebileceğiniz bir yer. Ayrıca Under Roof benzeri, sürekli devam eden Patlamış Mısır ikramı var. Alkol fiyatları da oldukça uygun, herhalde Ankara'da şişe şarabın Leman Kültürden sonra en ucuza satıldığı yer Retrox. Çalışanlar son derece iyi niyetli davranıyorlar. Bir de son zamanlarda, mekanın dışarısına konulan bistroların dahi dolmasıyla, acaba yeni bir Sakal-Sekans önü içmece mekanı geliyor mu diye düşünmeden edilemiyor.

6) London Pub:

London Pub iç dekorasyonuyla göz dolduruyor
Bestekar Sokakta bulunan Corvusun işletmecileri tarafından kurulan bir mekan London Pub. Biraz, Zodiac Pub - James Cook ilişkisi gibi. Corvus daha çok genç kesime hitap eden, yüksek müzik çalan bir yerken, London Pub daha oturaklı, daha elit bir mekan olarak karşımıza çıkıyor. Mekanın konsepti kusursuz. Duvardaki resimlerden, kasaya, hesabı ödediğiniz İki Katlı İngiliz Otobüsü figüründen duvardaki saksafonlara, her yerden Londra esintileri sunmuş mekan size. Bu konuda diğer mekanlara nazaran çok daha başarılı. 

Çalışanları belki de diğer bütün mekanlardaki çalışanlara göre çok daha iyiler, çok daha yardımcı oluyorlar. Zaten sürekli gidiyorsanız, göz aşinalığını yakaladıktan sonra size müşteri gözüyle bakmıyorlar. Yemekleri en az Retrox Pub'ın yemekleri kadar güzel fakat çeşit sayısı ne yazık ki az. Yemek fiyatları ve içki fiyatları gayet makul olmasına karşın, az çeşit olması biraz can sıkıyor. Diğer mekanların aksine, Patlamış Mısır değil Kaju soslu fıstık ikram ediliyor. Bu da mekana artı katan güzel bir yön.
7) Laterna:


Laterna
Baştan belirtmek gerekiyor. Laterna bir bar değil. Bar rehberi dedik fakat Tunus caddesindeki mekanları tanıtırken sırf Bar değil diye Laterna'yı bu listeye almamak olmaz. Laterna ismi müzik çalan Yunanlılara ait bir aletten geliyor. İsminin de çağrıştıracağı üzere Laterna, rakılı-mezeli bir Yunan Lokantası. Mezeler, ara sıcaklar, ana yemekler muhteşem. Rakı fiyatları muadili yerlere göre oldukça uygun. Ayrıca Ankara'da Ouzo satılan ender yerlerden birisi. Mezeler'in fiyat-performans dengesi çok yerinde.

Her gün canlı müzik çalınan Laterna'da Yunan müzikleri haricinde, Türk ezgilerine de yer veriliyor. Açık havada rakı keyfi için birebir. Fakat, rakı sevmiyorsanız, şarap-bira içme niyetiniz varsa buraya gitmemeniz daha mantıklı olacaktır. Kadeh şaraplar başarısız. Çalışanlar son derece ilgili. Ayrıca mekana oturmayacaksanız bile mezeleri paket yaptırabiliyorsunuz. Yani evinize misafir çağıracaksanız örneğin, buradan mezeleri paket yaptırabilirsiniz ki bu çok güzel bir özellik! Sizinle de en az oturan müşterileri kadar ilgileniyorlar, iyi davranıyorlar. Mekanın tek eksiği diyebileceğim nokta, fiks menüsünde sınırsız alkol seçeneğinin olmaması. Fakat içerdikleriyle de fiks menü oldukça uygun bir fiyata denk geliyor. Gitmişken kalamar yemeden gelmeyin, Kalamarı ve yanındaki tartar sosu bir harika.


Damağına çok güvendiğim bloğunu da severek takip ettiğim Oburcan'ın Laterna incelemesine ise
buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

8) Tint Cafe Bistro:


Tint Cafe Bistro
Tint Cafe Bistro, IF Performance Hall'ın işletmecileri tarafından işletilen bir yer. Tam Bar kavramını karşılamıyor fakat hem alkol hem nargile satışı yapılan ender mekanlardan. Konsept ilginç. Zira dışarıdan salaş bir görüntüsü var, iç dekorasyon ve dış bahçe güzel görünümlü fakat arka bahçe çok yavan. Bahçeleri oldukça ferah, maç günleri maç yayını yapılması sebebiyle de pek çok kişi burayı tercih ediliyor. Yemekleri ise oldukça güzel, fakat alkol menüsü çok geniş değil. Bunun yanında alkolsüz içecek menüsü oldukça fazla seçenek sunuyor müşterilere. Tatlıları da en az yemekleri kadar başarılı. Wafflelları Ankaradaki en başarılı Wafflellardan. Yemek, alkol ve nargile fiyatları ise uygun. Ayrıca kişinin foursquare'de yapacağı 10. Tint Cafe Bistro check-ininde, If Performance Hall'de yapılacak olan etkinliklere davetiye kazanma şansı yakalayabiliyorsunuz.  Bunun yanı sıra her bir check-in size %10 indirim sağlıyor. Hem IF Performance Hall hem Tint Cafe Bistro işletmecileri sosyal medyayı kullanmayı çok iyi biliyor.

Mekanın en büyük handikapı erken kapınış saati, yemekten sonra monotonlaşan bir yapısı olması. Çalışanların tutumları iyi. Hatta çok iyi. En ilginç özelliği ise kendi yapımları olan ve tadı oldukça güzel olan şaraplarını çok ucuz fiyatlara satıyor olmaları.


9) GAGA Manjero:


GAGA Manjero'nun harika logosu.
Etrafında bulunan bütün yerlere örnek olabilecek bir mekan. Tunalının en yenisi ve bence en güzeli. Modern Sabahlar ekibince açılan GAGA Manjero her anlamıyla 4 4'lük bir yer. Bir kere harika bir konseptleri var. İç tasarım harikulade. Bahçe'deki masaların sayısı fazla değil. Her seferinde sıra bekleyen insanlar olmasına rağmen, insanları tıkış tıkış oturtmaktansa, ferah oturmalarını tercih ediyor mekan sahipleri. Bu bağlamda butik bir bar bile diyebiliriz.

Yemekleri çok çeşitli, leziz. Alkol çeşitliliği de bir o kadar şaşırtıcı. Çok sayıda kokteyl, çok sayıda güzel ve farklı yemek. Olaya 'mizahı' yüksek insanların elinin değdiği menülerden belli. Standart isimli hiç bir şey yok. Her şey mizahi! Mekanın bazı olumsuz özellikleri var. Öncelikle fiyatlar çok yüksek. Gerçekten çevresindeki yerlere göre oldukça yüksek. Sonra, butik dedik ya, koskoca yerde 2 tane tuvalet var sadece. Bu bir sıkıntı. Yakın zamana kadar fıçı bira satmamaları da insanların yakındıkları konuların başında geliyordu. Patlamış mısır yerine ise cips ikramının gelmesi ise güzel.


Fakat her şeye değecek bir mekan. Tasarımı, çalan müzikler, yan masada her an karşınıza çıkabilecek Ege Kayacan, Fahir Öğünç ya da Oktay Demirci olması. Garsonlar son derece iyi! Sadece işlerini yapmıyorlar, müşterilerle de çok yakından ilgileniyorlar. GAGa Manjero henüz çok yeni fakat çok doğru yolda ilerliyorlar. Son olarak, Guiness satan ender yerlerden.


10) Newcastle No: 4


Newcastle No:4
Newcastle Ankara'da bulunan elit bar-publardan birisi. Yakın zamana kadar Tunus Caddesinde ve Çevre Sokakta hizmet veriyordu. Daha sonra Tepe Prime'a bir şube daha açtılar. Newcastle No: 4'ü bu şubenin açılışının öncesinde ve sonrasında 2 farklı şekilde incelemek gerekiyor. Tepe Prime şubesi açılmadan önce 4 4'lük bir yerken, şu an Tepe Prime şubesinin çok gerisinde kalmış durumda Tunus Caddesindeki Newcastle.

Yemekler çok iyi, İçki çeşitliliği çok fazla. Hem bahçe hem iç mekan kapasitesi çok iyi. Fakat dekorasyon, tasarım gibi konularda Tepe Prime şubesinin oldukça gerisinde. Ayrıca hizmet çok kötü, garsonlar ilgisiz, müşterilerin isteklerini ikincil plana atıyorlar. Yine de fıçı Carlsberg ve Guiness satarak, güzel yemekler sunarak seçkin bir kitleleri var. En önemli dez avantajı ise yüksek fiyatları. Bunu kırmak için düzenledikleri konseptli Happy Hour'lu günleri ise kaçırmamak gerekiyor.